Vergi dahildir.
Kargo, ödeme sayfasında hesaplanır.
Plutarkhos büyük adamların hayatını yazdı. Méry aynı şeyi bir şehir için yapmak istedi. Kitabın önsözünde açıkça söylüyor: "Şehirlerin de biyografileri yazılmalı, tıpkı büyük insanların biyografileri gibi." Roma, Atina, Kudüs, Babil, Palmira, Ninova, Memphis — ve Konstantinopolis. Méry bu listeye baktı ve Konstantinopolis'i seçti. 1855'te, Kırım Savaşı'nın ortasında, Karadeniz'in adı herkesin dilindeyken, bir Marsilyalı şair oturup şehrin Byzas'tan Abdülmecid'e kadar tüm hayatını yazdı.
Méry'nin ana kaynağı Hammer'in on sekiz ciltlik Osmanlı tarihiydi. Sorun şu: kitap Almancaydı ve Méry Almanca okumayı reddediyordu. Nedenini de yazıyor — Gutenberg'in gotik harflerini çirkin buluyordu. "Bu dil harflerini modernleştirdiğinde," diyor, "muhtemelen hiçbir şey ezberleyemeyecek yaşta olacağım." Hellert'in Fransızca çevirisini kullandı ve on sekiz cildi birden fazla kez okuduğunu belirtiyor. Bizans dönemi için Phrantzes'e ve diğer Yunan tarihçilere başvurdu.
Kitap iki bölümden oluşuyor. Birinci bölüm şehrin tarihidir: Byzas'ın Trakya kıyılarına çıkışı, Phidalie'nin intihara sürüklenişi ve adını bir körfeze bırakması, Pers işgalleri, Haçlı Seferleri, 1453 kuşatması, Osmanlı padişahları. Méry otuz kuşatma sayıyor. Konstantinopolis otuzunun sadece sekizinde düştü. İkinci bölüm tarihten uzaklaşıp şehrin günlük hayatına giriyor: sokak köpekleri, hamamlar, kahvehaneler, meddahlar, Karagöz, efsaneler, Leandros Kulesi, Belisarius Kulesi, Godefroy'un çınar ağacı. Ve sonra Karadeniz kıyılarına açılıyor — Sinop, Trabzon, Varna.
Sokak köpekleri bölümü başlı başına bir deneme. Méry bu hayvanları Konstantinopolis'in gece nöbetçileri olarak tanımlıyor: kendi karakolları, kendi devriye güzergâhları, kendi hiyerarşileri var. Havlamıyorlar, uluyorlar. Méry'ye göre bu meute — köpek sürüsü — büyük olasılıkla 1453'ten kalma; Fatih'in ordusunu takip eden köpeklerin dört yüz yıllık nesli. Gece yalnız Avrupalılara saldırıyorlar; bir müslümanla yürüyen yabancıya dokunmuyorlar. Méry'nin önerisi: "Gece çıkmayın. Ya da bir müslümana bir kuruş verin, sizi eve kadar götürsün."
Hamam bölümü de keskin: "Bir yabancıyı alıyorlar; mermer bir levhaya yatırıyorlar; kırıyorlar, işkence ediyorlar, boğuyorlar, donduruyorlar, dövüyorlar, bir saat boyunca kıskıvrak sıkıyorlar; sonra da banyo yaptığını kanıtlıyorlar. Sudan tasarruf ediyorlar. Zavallı hasta kendi terinde yıkanıyor."
Osmanlı bürokrasisi bölümünde Méry, II. Mahmud'un lağvettiği saray görevlerini sıralıyor. Listede Sultanın tüfek bekçisi (toufenkdji-baschi), berber başı (berber-baschi), bülbül bekçisi başı (bülbüldji-baschi) ve papağan bekçisi başı (toutoutdji-baschi) var. Her biri yüzyıllardır süren gerçek makamlar. Méry bu listeyi Hammer'den çekip çıkarmış ve Fransızca transkripsiyonuyla vermiş.
Méry şair, gazeteci, romancı ve librettistti. Bugün en çok Verdi'nin Don Carlos operasının Fransızca librettosuyla anılıyor — ama onu bitiremedi; Camille du Locle tamamladı. Bu kitabı yazdığında elli sekiz yaşındaydı. Kırım Savaşı sürüyordu ve Méry önsözde doğrudan ona değiniyor: "Bugün bütün bakışlar bu denize çevrili; bütün konuşmalar onu anıyor."
Çelik baskı gravürler Rouargue Kardeşler'e (Émile ve Adolphe Rouargue) ait. Aynı yayınevi için daha önce İspanya ve Portekiz seyahatnamesini de resimlemiş olan bu Paris'li gravürcüler, dönemin en üretken çelik kalıp ustalarından. Toplam yirmi bir levha var; altısı elle renklendirilmiş. Renkli levhalar kostüm sahneleri: Türk gönüllü kampı, halk yazıcısı, Bulgar köylüler gibi figüratif kompozisyonlar. Siyah-beyaz levhalar manzara: Konstantinopolis panoraması, Boğaz geçişi, Gelibolu, Sarayburnu. Frontispis olarak at üstünde Sultan Abdülmecid gravürü yer alıyor.
Stok düzeyi düşük: 1 adet kaldı
Teslim alım stok durumu yüklenemedi
14 Gün İçinde İade
Kaliteli Paketleme
3 İş günü içerisinde Kargoda
Künye Bilgileri
Tam başlık: Constantinople et la Mer Noire
Yazar: Joseph Méry (François Joseph Pierre Méry, 1797–1866)
Resimleyen: MM. Rouargue Frères (Émile ve Adolphe Rouargue)
Basımcı: Belin-Leprieur et Morizot
Basım yeri: Paris (Baskı: Imprimerie de G. Gratiot, rue Mazarine, 30)
Basım yılı: 1855
Baskı: İlk baskı (Édition originale)
Sayfa sayısı: xi + 495 + [2] sayfa
Levhalar: 21 tam sayfa çelik baskı gravür (frontispis dahil), 6'sı elle renklendirilmiş
Boyut: Yaklaşık 27 × 18 cm (küçük in-quarto)
Dil: Fransızca
Bibliyografik referanslar: Blackmer 1116; Atabey 805
Kondisyon Bilgileri
Cilt: Dönem yarım deri cildi, koyu yeşil. Sırt dört nervürlü, nervür araları gilt çizgilerle süslü, başlık ve yazar adı gilt baskılı. Sırt başlığı (head cap) yıpranmış, alt başlık (foot cap) benzer derecede aşınmış ama bütün. Sırt gilt baskısı kısmen solmuş ama okunabilir. Kapak köşelerinde aşınma mevcut, deri yer yer dönmüş. Genel yapı sağlam ve sıkı; cilt bükülmüyor. Kapak yüzeyleri (percaline kaplama) temiz, belirgin leke veya su izi yok.
İç sayfalar: Yer yer foxing var, özellikle başlık sayfalarında ve ilk yapraklarda belirgin kahverengi lekeler. Sayfa kâğıdı genel olarak krem-sarımtırak tonlarda; yaşla orantılı. Metin sayfaları gravür sayfalarına kıyasla daha temiz. Yaldızlı kenarlar (gilt edges) korunmuş.
Levhalar: Yirmi bir levhanın tamamı mevcut. Elle renklendirilmiş levhalar (Campement de Volontaires Turcs, Ecrivain Public, Paysans Bulgares dahil) temiz ve renkleri canlı. Siyah-beyaz çelik baskı levhalar (Constantinople panoraması, Gallipoli, Boğaz manzarası) net ve detaylı; hafif foxing yer yer çerçeve dışında. Abdülmecid frontispisi başlık sayfasının karşısında, yerinde.
Restorasyon / değişim: Görünür bir restorasyon izi yok. Cilt orijinal dönem cildi olarak değerlendirildi.
Antika kitaplar ve gravürler standart bir zarftan fazlasını hak eder. Her fiziksel sipariş, stüdyomuzdan elle paketlenmiş, yolculuğa karşı korunmuş ve yüz yılı aşkın süredir hak ettiği özenle hazırlanmış olarak çıkar.
Kitaplar Özel Kutularda
Her nadir kitap, özel ölçüde hazırlanmış bir kutuda gönderilir. Kitabın boyutuna göre kesilmiş, içi yastıklanmış ve taşıma sırasında hareket etmeyecek şekilde sabitlenmiştir.
Gravürler, Düz ve Korunaklı
Orijinal gravürler yumuşak peluş kağıdına sarılır ve sert mukavva katmanları arasına yerleştirilir — her parça düz, kırışıksız ve bükülmeye karşı korunmuş olarak ulaşır.
Eserinizi Nasıl Saklamalısınız
Antika kağıdı doğrudan güneş ışığından, nemden ve ısı kaynaklarından uzak tutun. Düz şekilde asitsiz bir dosyada saklayın ya da UV korumalı cam arkasına çerçeveletin — bu, rengin korunmasını ve zamanla sararmayı önler.
Özenle Tutmak
Baskıları her zaman kenarlarından tutun, mümkünse temiz pamuk eldivenle. Baskılı yüzeye dokunmaktan kaçının, cildin doğal yağları antika kağıt üzerinde hiçbir restorasyonun tamamen gideremeyeceği kalıcı izler bırakabilir.